İşaretler varılacak hedefleri olan içindir.... ayrica Bill James der ki: "Expect problems and eat them for breakfast!" :D

31 Mayıs 2010

Seyyah CAN´dan bir istegim var...

Karde$im daha SIKLIKLA yazi bekliyorum! Okurken gülümsedigim nadir ve nev-i $ahsina münhasir yazarlardansin... ek$i sözlükte de yazar konumunda oldugunla ilgili $üphelerim var..

Evet egoistim.. gülmek icin seni kullanmak istiyorum :D

Yazilarini bekliyorum ona göre! :D

25 Mayıs 2010

Ne kadar realiz?

Harbiden merak ediyorum...
Algiladigimiz ya da algilandigimiz kadar mi variz?
Sanal gerceklik nerede ba$layip nerede bitiyor?
Altin oran, phi... Fibonacci sayilari... cook ögrenmem lazim cook.... ilginclikler bitmiyor.
Sorular, sorular.... ve yine sorular..

20 Mayıs 2010

Keskin baki$li Aquila..

Bir cok insani $a$irttim mi ne?

Kiz arkada$ima "lale devri bitti - bana saygi göstermiyorsan, benden de saygi görmezsin" mesajini üstü kapali ve onun tavirlarinda anlatinca: "Sen son zamanlar da kafayi yemi$ gibisin ya hadi hayirlisi" dedi.

:) $imdilik kücük bir zafer... ama zaferdir. Yufka yürekliyim, sevdiklerime kiyamiyorum diye enayi durumuna dü$mekten bunaldim. Diger arkada$ima cevap bile vermedim... Yoksam yokum - o kadar.

Kuzenimi de iyice ha$lami$tim - felaket hemde! :))) Yillardir icime attiklarimi yapi$tiriyorum insanlarin yüzüne. Yeterse yeter. Sabirli olacagim, erdemdir vs.. diye kafayi tirlatacagim yakinda..

Dün diger bir arkada$im: "Cok keskin bakiyorsun bugün Aquila... cok farkli gözüküyorsun bugün gözüme.." diye tespitte bulundu. Buna ayrica sevindim. :) Demek gözle görülür bir sertlik gelmi$ icime... ho$ gelmi$ :) Sakin da gitmesin.

15 ya$imda degilim artik. Ceyrek asirlik, e$$ek kadar olmu$ bir insanim. Hala ögrenmekteyim ve sanirim ya$ ilerledikce, daha kolay uygulayabiliyor insan dü$ündüklerini..

Kimse bana yamuk gelmesin! Yeter! Sabir gösteremeyecegim artik... Yalniz kalacaksam bundan dolayi - kalirim! Hicte korkmuyorum!

Ve $u kesin; Kaybeden ben olmam!

13 Mayıs 2010

Efenim Bodrum..neymi$?













Eh cok olmasa da güzel mi$... Pek bir yerini göremesemde en azindan denizi yosunlu ve ta$li kisimlarini saymazsak ho$tu... Yani aslinda görüntü de yetti diyebilirim. Maceralarimi anlatirim dedim ama, macera falan ya$amadim ve 5 Gün Bodrum fazla bile geldi diyebilirim. 4. gün skintidan patlamak üzereydim... (hayir kafam güzel degil, son derece de ciddiyim).
Baliklarin sürüyle kiyiya kadar gelip dolanmalari, yüzerken omzunuza degerek kacmalari fena degil di hani :)

Lakin bizim bulundugumuz bölgede ve otelin kendi sahil kisminda yosun ve ta$larin bol olmasi, denizin de sig olmasi, denizde yüzmeye bayilan bir ben icin, hic zevkli degildi.
Benim anlayi$ima göre, deniz dedigin derin olur, bol dalgali olur... kulac atarken gücünü ve birazda aklini kullanmadan, iyice derin mavilere acilmadan, azicik tehlike ya$amadan, zevki cikmaz yüzmenin.
Bir istisnai durum di$inda, kiz arkada$im otelden adimini di$ari atmadi. Birakin otelin di$ini, o büyük kompleksin sanirim sadece % 20´sini gördüm sayesinde :))))
A$iri geveze bir rehber tarafindan mavi tur´a katilmaya ikna edildik. Daha dogrusu $öyle oldu:

Kiz arkada$im: Ya valla bilmem ki.. fark etmez ya... gidelim dersen gidebiliriz de....
Ben: Bana göre hava ho$ kuzum, ha oraya gitmi$iz ha burada yatmi$iz..Bencede fark etmez...
Rehber: O zaman ben karar verdim, gidiyorsunuz! :)))))))

Iyi de oldu ama.. Denizin rengi davetkar di, ve kirstal gibiydi mübarek :) (Suya girmemle cikmam bir oldu... buz küpüne girsem daha az ü$ürdüm herhalde). Gemi yolculuklarini hep sevmi$imdir zaten (bir kere yapmi$tim- ama anlati$a bakin... :)) )
Onun di$inda otelin en cok konu$ulan ve taninan konuklariydik. Neden?! Cünkü türkce konu$an iki genc bayandik. Meger sadece ingilizlerin, bir kac almanin ve yolunu $a$irmi$ bir iki hollandalilarin ugrak yeriymi$ orasi. Herkesin "nerelisiniz?" diye sormasi, tanimadigimiz cali$anlarin bizimle direkt türkce konu$malari (ilk ba$larda ingiliz saniyorlarmi$ ve ingilizce lafa ba$liyorlardi) zaten baya $a$irtmi$ti bizi.

Ögrendigimize göre Gümbet (otelimiz oradaydi) meger tam eglence ve parti merkeziymi$ bodrumun. Biz tavuklarla yattigimiz icin ve tavuklarla da kalktigimiz icin, daha sonra ba$ka bir geveze rehber tarafindan aydinlatildik.
5* ´li otelimizde konaklama (her$ey dahil!) ve ucu$ dahil 600 TL ödedik ki$i ba$ina. Degdi mi? Degdi :) Bir daha gider miyim? Dü$ünürüm... hik mik ederek daha sicak aylarda olabilir.
Ilk tercihim yinede Mugla/ Gökova olurdu ama.. onu da söyliyim.. :)))))

30 Nisan 2010

yup yup yup.. biri Bodrum mu dedi?!

neler oldu neler..

sacma $eyler oldu... kimileri güzel kimileri naho$... ayrintiya girmek istemiyorum...

fakat ama lakin... Bodrum beni bekleeeeeeeeer :)))) cumartesi Aquila kacar.. 5 gün Bodrumu gezecegim kiz arkada$imla.. geziyorum derken aklima geldi:

cok geziyorum bu sene yav.. ma$allah.. Allah ayaklarima zeval vermesin :)

gelecek 5 sene beyin spazmlari gecirecegim icin $imdiden gezip tozayim ama degil mi ;)

ne okuyayim derdi neredeyse tamamen cözüldü.. makina mühendisligi gönlüme geldi, ho$ geldi..

Allah yardimcim olsun ve akil fikir versin :)

mayisin sonunda staj yapiciim... anladigim kadariyla yag pas ve kir icinde kaliciim :))) ve anladigim kadariyla makina üreten o $irketin üretiminde dolanan ilk ve tek kiz ben olacagim :) korkutmuyor degil hani.. hadi bakalim..

Bodrum maceralarimi aktaracagim tabiiki.. bakalim Bodrum Bodrum muymu$ ?!

20 Nisan 2010

Bir gel git ya$ami$tim.. fakat ama lakin..

hayat tekrardan düzgün i$liyor :)

Bir demli cayin ve biraz müzigin, iyi arkada$larin degi$tiremeyecegi ruh hali yoktur herhalde :)

12 Nisan 2010

Pi$ti..

Bir arkada$imla pi$ti oynamaya gittik... yendim.. cok ta güldüm.. gülerken gözlerimden ya$lar dahi akti.. Pizzaydi, pastaydi cay di.. gayet güzel di. Her$ey yolundaydi...

Ta ki nehir kiyisina gidesiye dek..

Bana o otoparkta sürpriz bir $ekilde, tam da bana uygun, bayildigim bir yüzük hediye etmi$tin... o dar sokakta elimi tutmu$tun utandigimi bildigin halde... bugün yanindan gectigim pizzacida zorla pizza yedirmi$tin...hatta videon bile duruyor hala - $akala$irken cekmi$tim..
Kol kola gezdigimiz yerlerden gectim bugün... nehir kenarinda oturdugumuz bank bile durdugu yerdeydi.. ve iki sene önce bize servis yapan garsonu bile gördügümü saniyorum..

Ben seni unutamayacagim galiba... i$in kötüsü artik ne mal oldugunu biliyorum...

Bu kadar yalan söylemeye nasil icin el verdi... O yeminleri nasil edebildin "Allah" i bir de $ahit göstererek... nasil bir sahtekarliktir bu... nasil bir ustaliktir... nasil bir dönekliktir sözünden....
Kulagima küpesin sen... ate$ten. Istesem de olmaz artik. Inanamam ben, güvenemem en saf ve temizine bile..

Aklim almiyor.. Seni yillar da gecse kolay kolay unutamayacagim biliyorum.... Ama ben artik senin ne mal oldugunu da biliyorum..... Ne MAL oldugunu da biliyorum...

31 Mart 2010

Sigaramin ucunda yanar hasretin...




















"
Sabahlar uzak bu sevda tuzak bana
Çok zaman geçti sabrım yok yarınlara
Kaçıncı hasret kaçıncı yalnızlığım sigaramın ucunda
Şimdi yanımda, yanımda olacaktın
Bıraktın beni sevda yokuşlarında
Kuşlar uçurdum, akşamdan sabahlara
Sigaramın ucunda yanar hasretin
Vurur canevimden ellerime kelepçeler vurur
Gel vefasız, gel vicdansız
Çağırmazdım acil olmasa
Gel insafsız ah kitapsız
Yanıyorum arzularınla
Aynalarda gözyaşım var
Ağladıkça yangın çıkar gözyaşlarımdan
Gerçekten inanıp sevseydin beni
Böyle sabahları bekler miydim hiç
Çoktan yanımda olurdun çoktan
Gece üç beş nöbetlerine dikmezdin beni
Sensiz kaldığım ilk günden beri
İçimde bir umut vuslata dair
Akşamları imzaladım gözyaşlarımla
Seni aramıyor seni sormuyorsam
Bu senden vazgeçtim demek değildir
Bir daha böyle sevecek olsam bir kalemde silerdim seni
Gel vefasız, gel vicdansız
Çağırmazdım acil olmasa
Gel insafsız ah kitapsız
Yanıyorum arzularınla
Aynalarda gözyaşım var
Ağladıkça yangın çıkar gözyaşlarımdan
Aynalarda hatıralar
Dayanamam firar eder aklım başımdan"
Kayahan
Sabah sabah tesadüfen duydum... yillar önce dinlemi$tim en son.
Bir sigara da yaktim dinlerken...

30 Mart 2010

"San ki...." by Beyrut Fatoş Yıldırım

San ki, hiç yokluğunu yaşamamışım, hep varmışsın...

San ki, kadehler devrilmemiş ard arda ve zihnimin en aydın saatlerinde karşımda durmuşsun, o içten tebessümünle ısınıyor odamız...

San ki, hiç nefret etmemişim, öfkelenmemişim, "asla" dememişim ve kalbim çırpınıyor seni için öylece...

San ki, hiç gitmemişsin, her öpüşünde yeniden doğuyor bahar, tenim tenini seviyor, ellerin ellerimi buluyor, yüreğim yüreğinde yanıyor...

San ki, yeniden karşılaşmışız, yeniden tanışmışız, yeniden sevişmişiz...

San ki, yeniden ruhumu gözlerinde aramışım, sigaramı yakarken ruhumuda yakmışsın, en güzel acım olmuş ve yaşarmış gözlerim...

Öyle sanıyorum ki, ölmeyeyim..

Ne sandın? Ben gerçekten sevmiştim...


* " ÇÖLÜN İKİLEMİ (<- daha fazlasi icin tiklayin)

Söylenecek sözlerimiz olduğu sürece hayatın ve askin pesinde.. " olan dahiane ki$ilik Beyrut Fato$ Yildirim alias Gerilla ´nin kaleminden cikan dizelere hastayim ve payla$mak istedim... Begeninize tekrar yeni yeniden sunulur :)

* Fato$um "sana" seviyorum kuzum- tekrar te$ekkürler ;)

29 Mart 2010

Gam-zedeyim... kelimenin tam anlamiyla..

Klasik cümledir ya bu: Hayat ne karadir ne de ak... bazen gülersin, bazen aglarsin.. gün gelir aglarken güldügün olur.. gülerken de agladigin..

Gri anasini satayim..

Yer, gök, insanlar, binalar... hepsi beton kivaminda. Gülerken agliyor, aglarken gülüyorum.. hem kendi halime, hemde dünyanin haline..

25 Mart 2010

Ben..

$u an denize bakabilmeyi istiyorum... Yalniz.. harbiden yapayalniz.. sadece deniz ve ben..
Bir de raki istiyorum... Mümkünse tabii...

15 Mart 2010

Manasizliklar beni buluyor bazen...

Susarim ben susmasina da.. insanlarin kendimi unuttugum anlarda yüzümde okuduklarina engel olamiyorum.

Kutusunu simski kapatip, üstüne kilitler vurup, beynimin en ücra ve karanliktan daha karanlik kö$elerine sakladiklarim var benim, herkes gibi..

Manasizliklarda kayboluyorum bazen...

12 Mart 2010

"A$k köpekliktir" yazar: Ahmet Ümit

Kütüphaneden bir kac ingilizce kitap aldigimda yanindan geciyordum... Carpiciydi kitap kapaginin üstünde nal gibi "A$k köpekliktir" yazisi. Yazari tanimiyorum. Daha önce hic okumadim duymadim da...
"Hakli" diye dü$ündüm. Icerigine, kimin nesi kimin fesi diye bakmadan aliverdim kitabi öylesine. Bir cümleyle tavladi beni yani :)

Icerigine gelince: Bence teknik olarak bazi hikayeler cok zayif bir $ekilde kagida dökülmü$. Neredeyse her kitap/roman kurgudan ibarettir, ama ya$anmi$lik hissi yaratabiliyor cogu. Malesef bu kisa hikayelerde öyle bir hisse kapilamadim. Müstehcenlikten de ho$lanmadigimdan cok iyi bulmadim kitabi yani. Belki de yazarin hedefledigi bir takim $eyler vardi ama benim beynim algilayamadi, bilmiyorum. Kanimca polisiyeye ya da maceraya daha yatkin bir stili var. Eminim yazarin cok daha iyi kitaplari vardir.

Gelelim fasulyelerin faydalarina... Hepsi az ya da cok iyi güzel ho$´ta en son hikaye (kitap a$k tanimlamalarindan ve o tanimlamalarla ilgili kisa hikayelerden olu$makta) "A$k köpekliktir" hikayesinin icinde gecen basit bir soru ve bir cümle bu sabah bana duvarda asili duran buketleri ve bir defterin arasinda sakladigim kurumu$ gülleri attirabildi bana...

"A$ik olsa gider miydi?"
Bunu bana kimse sormami$ti o zor günlerimde, hatta zoru atlattigim günlerde de.. kimseyle zaten dogru düzgün payla$amami$tim icimdekileri... bölük pörcük anca.

"A$ik olsa birakir gider miydi? Gercekten sevse gidebilir miydi hic? Sen birakamami$tin degil mi? Gidememi$tin...Sen iyiydin..."
Buna benzer bin tane $ey ve o asil soru dolandi durdu beynimde, sabaha kadar... Hakli... a$ik olan gitmez. Ki$iye göre degi$ir belki ama - "O" gitmezdi - biliyorum ve ironiye bak sen hele, aslinda iyi bile bulmadigim bir kitabin sayesinde, anladim ki "A$kin iyilikle ilgisi yoktur".

Ellerim titredi duvardan indirirken, bir torbanin icine "kirilmasinlar diye" itinayla yerle$tirirken, kurumu$ gülleri... bu da ironinin (tövbe) peygamberiydi..
Defterin arasindan ayiklarken "ilk" hediye verilen ve güya alti yil sonra iade etmem gereken kurumu$ gülü, aklimda cümle parcalari alabora oldu. Canlandi gözümün önünde taktim edili$i, cümleler.. sesler..görüntüler, renkler.

"Ben bu kadar kör müydüm?! Bu denli nasil baglanabildim?!"

Allahtan babam kalkmi$ti ve atmasi icin, ba$im öne egik bir $ekilde, rica edebildim. Yüzüne bakamadim. "Atamam" korkusu cikagelmi$ti aniden. "Ne bunlar?" diye sormasi gereken benimle ilgili her$eyi merak eden babam, sormadi hicbir$ey. Sagolsun...

Bo$ duvara bakarken, "mesajlari da sil hadi" diye dü$ündüm..."$imdiden bahar temizligi olsun bari gönlünde, beyninde ve telefon belleginde..."
Dayanamadim ve o kötü günden sonra, neredeyse bir sene gecmesine ragmen, ilk defa mesajlari okudum... bu cok büyük bir hataydi. Okumadan silmeliydim bana göre ölü birinin mesajlarini.
Okudukca her yalanini ve her kelimesini, aptalligim, safligim, enayiligim tokat gibi indi sanki suratima.. Gururum incindi yeniden. Hic ama hic iyi bir fikir degildi okumak..

Hirslandim, sinirlendim satir satir kendime ve hirsimdan, kizginligimdan, asabiyetimden dolayi, bir yil sonra ilk defa agladim. Hatta hüngür, hüngür bir de bu sacma, abes konu yüzünden agladim.

Bu ilk adimi atabildigime bile $a$iyorum aslinda - kendi zayifligimin ve hatalarimin vermi$ oldugu utancla ba$a cikabilmem adina en azindan ilk kücük adimi atmi$im gibi geliyor $u an icin.. Gerisini getirecegim. Kendi karanligimla yüzle$mem lazim biraz daha. Kacarim yok.... Hickimsenin kacari yok...

2 Mart 2010

Shakespeare...

"
Insanlarin cogu kaybetmekten korktugu icin,
Sevmekten korkuyor.

Sevilmekten korkuyor,
Kendisini sevilmeye layik görmedigi icin.

Dü$ünmekten korkuyor,
Sorumluluk getirecegi icin.

Konu$maktan korkuyor,
Ele$tirilmekten korktugu icin.

Duygularini ifade etmekten korkuyor,
Reddedilmekten korktugu icin.

Ya$lanmaktan korkuyor,
Gencliginin kiymetini bilmedigi icin.

Unutulmaktan korkuyor,
Dünyaya iyi bir$ey vermedigi icin.

Ve ölmekten korkuyor,
Aslinda ya$amayi bilmedigi icin."




"
Yagmuru sevdigini söylüyorsun, ama yaginca $emsiyeni aciyorsun.
Güne$i sevdigini söylüyorsun, ama acinca gölgeye kaciyorsun.
Rüzgâri sevdigini söylüyorsun, ama esince pencereni kapatiyorsun.
I$te bundan korkuyorum, cünkü beni de sevdigini söylüyorsun.."


William Shakespeare


28 Şubat 2010

Rüyalar gercek olsa..


Gökten kemik yagabilirdi...


Ya da altin..


Ooooof of...


Londranin yollari cukur cukur...yagmurda pacalariniz islanir..

Cok güzel bir $ehir efenim.. gidip gezmeye deger.. lakin keseniz dolu olsun. Emin olun geri dönü$te bo$ olacak.
Yalniz acayip paranoyak bir yapilari var ingilizlerin.. her yerde kamera.. "Tube" dedikleri, metrolarin icin de dahi gizli kamera ve muhakkak bir sivil polis var. "Yava$ (!)" kullaniyor diye arkada$imizi durdurdular efenim gecenin bir yarisi.

Londra´da araba kullanmak mesele, park yeri bulmak ölüme benziyor. O yüzden cogunluk metroyu tercih ediyor. Cok kolay ve basit bir sistemle i$liyor - gayet hizli ve cok kolay bir $ekilde $ehrin bir ucundan öbür ucuna variyorsunuz. Lakin saat 5 gibi metronun di$inda hareket edemiyorsunuz. Inanin sokaklar tiklim tiki$.. I$ ciki$i saatlerinde insan trafigi müthi$..

Halk cok nazik ve yardimsever gibi geldi bana. Önünüzü uzaktan kestiklerinde dahi özür diliyorlar :) Bu nezaketi hic bir ülkede görmedim.

Onun di$inda, ilk iki gün yagmur cabasiydi ve fakat ama ücüncü gün güne$ ciktiginda $ehrin ve Thames nehrinin güzelligi iyi ki gelmi$im dedirtti :)
En büyük problem "yemek" ti.. bulmasi dert, fiyatlar ucuk. "Özer" restaurant da ak$am yemegimizi yedik. Cok temiz, cok güzel ve cok lezzetli bulduk orasini (ödedigine gani gani degiyor en azindan). Sonra dan ögrendigimize göre cok ta me$hurmu$ :) Londraya gidecek olursaniz muhakkak bir duraginiz da "Özer" olsun (Oxford street de kime sorarsaniz yardimci olacaktir).


Bu kadar reklam yeter :) Gidin kendiniz görün canim..

23 Şubat 2010

Tembellik bikkinlik bitkinlik...

Biktim kendimden... kilimi kipirdatasim, bir $ey yapasim yok..

Uyumak istiyorum.. uyanmasamda olur bir daha.

Kim umursarki, annemden babamdan ba$ka.

Yazasim da yok aslinda.. Hadi bana iyi geceler...

22 Şubat 2010

Bir halleri - halletim! ;)

Alnimda enayi yaziyor ya benim... Salagim ben- nöronlarim cali$miyor ya... "Ade len ordan!!!!! Hadi yavrum hadi... ba$ka kapiya!!!!!!"

Ayni cümleler, vidi vidi bidi bidilar... duygusalliktan kirilmalar... - hep ayni sacmaliklar. Bari hic duymadigim bilmedigim bir $ey söylesin söyleyen Allah a$kina..

Tecrübe bu yüzden güzel... Yemi$ oldugu kaziktir belki ama, lazim olunca kaziklandigina bile sevinebiliyor insan evladi...

"Bir halleri", tabiri caiz ise - def ettim! Ugra$amam bu ya$tan sonra.

Hayat yine güzel cereyan ediyor :) $imdi yine gülmek ve eglenmek zamani :)

Yiiiiiiiiieeeeehhhhhhhaaaaa!!!! :))))))))))))))))))))))))


*Gecmi$imde kalmi$ "O" elemana da buradan te$ekkürlerimi arz ederim ve eklemek isterim ki Allah mutlu mesut bahtiyar eylesin, fakat muhakkak ama muhakkak, bana katmi$ oldugu tecrübe kadar kazik girsin bir tarafina! :D

13 Şubat 2010

Bana bir haller oldu yine..

Kendimi pek iyi hissetmiyorum. Palyaco yutmu$ gibi insanlari esprilere ve kahkahalara boguyor, bende eglenmeye cali$iyorum. I$e yariyordu... Eglenmeme ve aslinda mutlu olmama ragmen, $u son iki günden beri yine bir haller oldu bana.
Duvarda hala asili duran cicekler bana bakiyorlar, ben de onlara bakiyorum $u an. "Atma bizleri" der gibiler sanki. "Gecmi$inde kalmi$ son safliginiz biz" diyorlar konu$madan.

Onore ettiler beni romantik dü$ünceleriyle. Kaderin cilvesi derler ya hani, ben duygusallik ve romantizm gibi olaylari hic ama hic arzulamazken, firsatlar cikti kar$ima..
Anlamiyorum bu düzen nasil i$liyor..

Onore edenlerden biri, "Sen baglanmaktan korkuyorsun" dedi sohbet arasinda.
Benim cevabim, "Hayir ben baglanmaktan korkmuyorum. Ayrilik sonrasi yalnizlik vardir ya hani, i$te ondan korkuyorum. Yoksa baglanmak mesele degil..",oldu.

Bilindik sularda yüzerim ben.. Acik denizler bana göre degil. Ayni hatayi tekrarlayamam. Bünyem kaldirmaz. "Sonunu dü$ünen kahraman olamaz", fakat o kahramanin burnu bir türlü ***´tan da cikmaz. Ben üzerime dü$en pisligi cok ama cok zor temizledim.. Ka$inan varsa buyursun. Bu yollari onlara birakiyorum. Ben koltugum da a$iri rahatim.

*Bugün anildin yine, isimsiz kahraman.

1 Şubat 2010

Sabahlar uzak, bu internet tuzak bana..

kac zaman gecti sabrim yok yarinlara :P

yok yok icimdeki kiroyu salmayacagim birilerinin üstüne.. korkmayin :)






















anlamadigim nedenlerden dolayi, saat gibi i$leyen, ve beni sabahin daha karga $eyini yememi$ vaktinde (5 ila 6 arasi) uyandirmak ile mükellef olan, uyku ritmim/ düzenim bozulmu$tur....

Bir aydir güle oynaya bari$tigim "uyku" denilen zat, ne yaptim da tekrardan bana küstü bilmem... kalbini kazanmam lazim diye dü$ünüyorum... pek nazli bir $ahsiyet kendisi.. buradan ona ilan-i a$k etmek istiyorum..


Sevgili UYKU,

biliyorum seni cok ihmal ettigim son 2 senenin acisini cikartmak istiyorsun benden..Benden fellek fellek kacarak bir yere varamazsin ama... beni tanirsin az bucuk, bunu bilmen lazim.
Heleki $imdi seninle bol bol zaman gecirebilecekken bunu yapman beni kahrediyor.. Bizim icin cali$tim 2 senedir ben...ve bizim icin ihmal ettim seni onca zaman. Bugünler icin.. $imdi tam feraha ermi$ken, beni terk etmen oldu mu ya?! Ayip degil mi?! Gel vaz gec inadindan, geri dön bana..

Seni tüm kalbiyle geri isteyen ve seven,


Aquila