İşaretler varılacak hedefleri olan içindir.... ayrica Bill James der ki: "Expect problems and eat them for breakfast!" :D

30 Haziran 2010

Germany sicak dostum...

Cuma günü Almanyanin güney batisi 37 ° C olacak mi$ mi$...

Birazcik da mühendislere özgü matematikle, biraz da kimya ve fizikle ilgilenmeye cali$iyorum. Bu ko$ullarda konsantre olmak zor gercekten...
Bu sicak havalarda zorunlu olarak üni de ve okul da pinekleyen zavallilara Allah kolaylik versin.... Zira ileride benim de ba$ima gelecegi icin $imdiden skinti yaptim kendime..Bu havalarda nasil sinavlara cali$abilir ki insan?! Ileri de bana da Allah kolaylik versin :)


Türkiye de beklenen sicaklik, bir rivayete göre, 47 ° C civarindaymi$. Annemin yalancisiyim...
Küresel isinmadan dolayi midir.. yoksa periyodik olarak yarim asirda bir kendini tekrarlayan bir isi dalgasi midir acep?


Bol su, karpuz bir de beyaz peynir dönemine giriyoruz. Tabii gönül ister ki hepimiz o rakima ula$alim ve herkes bu ürünlere kavu$sun :)

Uzun lafin kisasi, kendinizi ve sevdiklerinizi a$iri sicak dönemlerde daha fazla sakinin ve koruyun.

*Soldansay´in dipnotu:
karpuz, içinde bol su içerip buna karşın şeker barındırmadıgı için vücudu temizleyen 10 numara bir meyvemizmiş.. pek çok meyveye fark atıo özetle..

23 Haziran 2010

Telefon

Akliniz varsa SAKIN AMA SAKIN ya$li annenize ve babaniza en son teknoloji harikasi telefonlar almayin!

Daha kolaylikla kullanabilsinler diye dokunmatik telefon aldim ikisine.. Tu$larla oraya buraya menüde manevralar yapmakta zorluk cektiklerinden - dokunmatik ekranli telefonlarda daha ba$arili olacaklarini dü$ünerek almi$tim.

Almaz olaydim!

Babam en berbat fotograflarimin fotolarini cekip duvar kagidi yapa dursun, annem iki de bir eski fotograflari getirip ha bire bunlari telefona duvar kagitlari yap diye tutturuyor. Sanirim bi 50 sefer fotograf ekledim. Ha bire silip degi$tirip kaldirip duruyor.

Allah inandirsin gina geldi.. demin anneme bagirdim yahu.. Dün bi ton fotograf getirip bilgisayarina gecir sonra da telefona gecir dedi. Tamam dedim yaparim.. Bugün yine gelmi$ bari $u iki fotografi telefona gecirseydin diye tutturdu.

Ne acelen var anne?
Yau $u ekranda cicek resmi duracagina fotograflari koy kizim.
Yapacagim dedim ya! Hem ekledigim fotograflari niye siliyorsun ki sen?!
$imdi yapsan nolur kizim? Ben bunlari istiyorum $imdi ama!
Yau git anne yarin yaparim..
$imdi yap! Sabahtan ak$ama kadar yatip uyuyup duruyorsun, bütün gece oturacagina bunlari yap!

Aquila dayanamaz - zaten halsizdir, kendini de iyi hissetmiyordur ve cok bikmi$tir -bagirir:

Almaz olaydim o telefonlari size... Daha önce kamerali, fotografli telefonunuz mu vardi?! Bi gün beklesen ne olacak, nalet olsun yaaa... ba$imin etini yedin!

Allah sana senin gibi evlat versin emi! - deyip fotograflarini kaptigi gibi kapiyi da vurur gider annesi...

BURADAN YA$LI ANNE BABASI OLANLARA DUYURULUR - AKLINIZ VARSA - YENI TEKNOLOJIK ALETLER ALMAYIN!!!!!

10 Haziran 2010

kim korkar yollardan beh... peh :))))))


Efenim korktum, uykularim kacti.. hatta yetmedi bloga bile yazdim.

Gereksizmi$ bir takim "basit" $eylerden korkmak. Korkularin üstüne gittiginde iyice kücülüyormu$ insanin gözünde zaten basit olan $eyler..

Navigasyon "Hollanda da neresi?! Tanimam etmem!! Allah Allah!!" diye isyan bayragini cekince... mecbur arkada$imla yol tarifine göre Hollandaya vardik efenim... hemde sag saglim. Üstelik pek te zamanli.

Bir kere dahi $a$irmadik, e bu da beni son derece $a$irtti :)

Elimizle koymu$ gibi bulduk. Gittik gezdik, dola$tik ve bilgi aldik derken ak$am gec saatte kücük $ehrimize yolumuzu $a$irmadan geri döndük.

Komik gelebilir ama - kaybolma fobisi olan bir insanin kendini a$masi ve kaybolmamasi, o insani gururlandiriyor...

Kendimle gurur duyuyorum :) Gelecek yolculuklar da ve ülkeler arasi ralleyler de daha az korkacagimdan belki de hic korkmayacagimdan eminim :)

Allah kimseyi yolundan $a$irtmasin... :))

8 Haziran 2010

Pis korkagin tekiyim len ben...

E$$ek kadar 25´lik bir kizim.. hatta yakin zamanda 26 olacagim... (Allah´im aklima mukayet ol .. nine olmama az kaldi).

Yine de kom$u ülkeye gidecegim diye pis korkuyorum...(Üniyi ziyaret amacli bir yolculuktan bahsedyiorum efenim).

Ne var yani.. atlayacaksin arabaya.. yola, levhalara bakarken gideceksin... hem navigasyon (artik benden ya$li galiba icindeki kart zimbirtisi) götürecek seni degil mi ama?

Ama yoook... birak kom$u ülkeyi, kom$u $ehire bile giderken korkan bir zat-i muhteremim...
Bir insan kaybolacak diye bu kadar korkar mi yau?! I$in güzeli lisani konu$abiliyorsun... :))) Yuh yani... Levhadan da bol ne var?!
Kom$u $ehir... gerci az cok ali$tim.. korksam da caktirmadan yolumu bulabiliyorum... ama kom$u ülkee??!!! (Ülke dedigime de bakmayin yani.. kapi kom$u... Hollanda...)

Eskiden korkmazdim... Annem atlardi önüme: "Ya kaybolursan?! Birakmam hayir! Gidemezsin!" "Ya kiz ba$iniza (!) yolda kalirsaniz?!" "Ya.. hede hödö olursa?! Ya.... ." falan fi$man diye sürüp giderdi...

Eskiden böyle gözü kara bir kaplandim i$te, ama annem sagolsun artik kusursuzum, cünkü pis korkuyorum piiiiiiiis :`(

31 Mayıs 2010

Seyyah CAN´dan bir istegim var...

Karde$im daha SIKLIKLA yazi bekliyorum! Okurken gülümsedigim nadir ve nev-i $ahsina münhasir yazarlardansin... ek$i sözlükte de yazar konumunda oldugunla ilgili $üphelerim var..

Evet egoistim.. gülmek icin seni kullanmak istiyorum :D

Yazilarini bekliyorum ona göre! :D

25 Mayıs 2010

Ne kadar realiz?

Harbiden merak ediyorum...
Algiladigimiz ya da algilandigimiz kadar mi variz?
Sanal gerceklik nerede ba$layip nerede bitiyor?
Altin oran, phi... Fibonacci sayilari... cook ögrenmem lazim cook.... ilginclikler bitmiyor.
Sorular, sorular.... ve yine sorular..

20 Mayıs 2010

Keskin baki$li Aquila..

Bir cok insani $a$irttim mi ne?

Kiz arkada$ima "lale devri bitti - bana saygi göstermiyorsan, benden de saygi görmezsin" mesajini üstü kapali ve onun tavirlarinda anlatinca: "Sen son zamanlar da kafayi yemi$ gibisin ya hadi hayirlisi" dedi.

:) $imdilik kücük bir zafer... ama zaferdir. Yufka yürekliyim, sevdiklerime kiyamiyorum diye enayi durumuna dü$mekten bunaldim. Diger arkada$ima cevap bile vermedim... Yoksam yokum - o kadar.

Kuzenimi de iyice ha$lami$tim - felaket hemde! :))) Yillardir icime attiklarimi yapi$tiriyorum insanlarin yüzüne. Yeterse yeter. Sabirli olacagim, erdemdir vs.. diye kafayi tirlatacagim yakinda..

Dün diger bir arkada$im: "Cok keskin bakiyorsun bugün Aquila... cok farkli gözüküyorsun bugün gözüme.." diye tespitte bulundu. Buna ayrica sevindim. :) Demek gözle görülür bir sertlik gelmi$ icime... ho$ gelmi$ :) Sakin da gitmesin.

15 ya$imda degilim artik. Ceyrek asirlik, e$$ek kadar olmu$ bir insanim. Hala ögrenmekteyim ve sanirim ya$ ilerledikce, daha kolay uygulayabiliyor insan dü$ündüklerini..

Kimse bana yamuk gelmesin! Yeter! Sabir gösteremeyecegim artik... Yalniz kalacaksam bundan dolayi - kalirim! Hicte korkmuyorum!

Ve $u kesin; Kaybeden ben olmam!

13 Mayıs 2010

Efenim Bodrum..neymi$?













Eh cok olmasa da güzel mi$... Pek bir yerini göremesemde en azindan denizi yosunlu ve ta$li kisimlarini saymazsak ho$tu... Yani aslinda görüntü de yetti diyebilirim. Maceralarimi anlatirim dedim ama, macera falan ya$amadim ve 5 Gün Bodrum fazla bile geldi diyebilirim. 4. gün skintidan patlamak üzereydim... (hayir kafam güzel degil, son derece de ciddiyim).
Baliklarin sürüyle kiyiya kadar gelip dolanmalari, yüzerken omzunuza degerek kacmalari fena degil di hani :)

Lakin bizim bulundugumuz bölgede ve otelin kendi sahil kisminda yosun ve ta$larin bol olmasi, denizin de sig olmasi, denizde yüzmeye bayilan bir ben icin, hic zevkli degildi.
Benim anlayi$ima göre, deniz dedigin derin olur, bol dalgali olur... kulac atarken gücünü ve birazda aklini kullanmadan, iyice derin mavilere acilmadan, azicik tehlike ya$amadan, zevki cikmaz yüzmenin.
Bir istisnai durum di$inda, kiz arkada$im otelden adimini di$ari atmadi. Birakin otelin di$ini, o büyük kompleksin sanirim sadece % 20´sini gördüm sayesinde :))))
A$iri geveze bir rehber tarafindan mavi tur´a katilmaya ikna edildik. Daha dogrusu $öyle oldu:

Kiz arkada$im: Ya valla bilmem ki.. fark etmez ya... gidelim dersen gidebiliriz de....
Ben: Bana göre hava ho$ kuzum, ha oraya gitmi$iz ha burada yatmi$iz..Bencede fark etmez...
Rehber: O zaman ben karar verdim, gidiyorsunuz! :)))))))

Iyi de oldu ama.. Denizin rengi davetkar di, ve kirstal gibiydi mübarek :) (Suya girmemle cikmam bir oldu... buz küpüne girsem daha az ü$ürdüm herhalde). Gemi yolculuklarini hep sevmi$imdir zaten (bir kere yapmi$tim- ama anlati$a bakin... :)) )
Onun di$inda otelin en cok konu$ulan ve taninan konuklariydik. Neden?! Cünkü türkce konu$an iki genc bayandik. Meger sadece ingilizlerin, bir kac almanin ve yolunu $a$irmi$ bir iki hollandalilarin ugrak yeriymi$ orasi. Herkesin "nerelisiniz?" diye sormasi, tanimadigimiz cali$anlarin bizimle direkt türkce konu$malari (ilk ba$larda ingiliz saniyorlarmi$ ve ingilizce lafa ba$liyorlardi) zaten baya $a$irtmi$ti bizi.

Ögrendigimize göre Gümbet (otelimiz oradaydi) meger tam eglence ve parti merkeziymi$ bodrumun. Biz tavuklarla yattigimiz icin ve tavuklarla da kalktigimiz icin, daha sonra ba$ka bir geveze rehber tarafindan aydinlatildik.
5* ´li otelimizde konaklama (her$ey dahil!) ve ucu$ dahil 600 TL ödedik ki$i ba$ina. Degdi mi? Degdi :) Bir daha gider miyim? Dü$ünürüm... hik mik ederek daha sicak aylarda olabilir.
Ilk tercihim yinede Mugla/ Gökova olurdu ama.. onu da söyliyim.. :)))))

30 Nisan 2010

yup yup yup.. biri Bodrum mu dedi?!

neler oldu neler..

sacma $eyler oldu... kimileri güzel kimileri naho$... ayrintiya girmek istemiyorum...

fakat ama lakin... Bodrum beni bekleeeeeeeeer :)))) cumartesi Aquila kacar.. 5 gün Bodrumu gezecegim kiz arkada$imla.. geziyorum derken aklima geldi:

cok geziyorum bu sene yav.. ma$allah.. Allah ayaklarima zeval vermesin :)

gelecek 5 sene beyin spazmlari gecirecegim icin $imdiden gezip tozayim ama degil mi ;)

ne okuyayim derdi neredeyse tamamen cözüldü.. makina mühendisligi gönlüme geldi, ho$ geldi..

Allah yardimcim olsun ve akil fikir versin :)

mayisin sonunda staj yapiciim... anladigim kadariyla yag pas ve kir icinde kaliciim :))) ve anladigim kadariyla makina üreten o $irketin üretiminde dolanan ilk ve tek kiz ben olacagim :) korkutmuyor degil hani.. hadi bakalim..

Bodrum maceralarimi aktaracagim tabiiki.. bakalim Bodrum Bodrum muymu$ ?!

20 Nisan 2010

Bir gel git ya$ami$tim.. fakat ama lakin..

hayat tekrardan düzgün i$liyor :)

Bir demli cayin ve biraz müzigin, iyi arkada$larin degi$tiremeyecegi ruh hali yoktur herhalde :)

12 Nisan 2010

Pi$ti..

Bir arkada$imla pi$ti oynamaya gittik... yendim.. cok ta güldüm.. gülerken gözlerimden ya$lar dahi akti.. Pizzaydi, pastaydi cay di.. gayet güzel di. Her$ey yolundaydi...

Ta ki nehir kiyisina gidesiye dek..

Bana o otoparkta sürpriz bir $ekilde, tam da bana uygun, bayildigim bir yüzük hediye etmi$tin... o dar sokakta elimi tutmu$tun utandigimi bildigin halde... bugün yanindan gectigim pizzacida zorla pizza yedirmi$tin...hatta videon bile duruyor hala - $akala$irken cekmi$tim..
Kol kola gezdigimiz yerlerden gectim bugün... nehir kenarinda oturdugumuz bank bile durdugu yerdeydi.. ve iki sene önce bize servis yapan garsonu bile gördügümü saniyorum..

Ben seni unutamayacagim galiba... i$in kötüsü artik ne mal oldugunu biliyorum...

Bu kadar yalan söylemeye nasil icin el verdi... O yeminleri nasil edebildin "Allah" i bir de $ahit göstererek... nasil bir sahtekarliktir bu... nasil bir ustaliktir... nasil bir dönekliktir sözünden....
Kulagima küpesin sen... ate$ten. Istesem de olmaz artik. Inanamam ben, güvenemem en saf ve temizine bile..

Aklim almiyor.. Seni yillar da gecse kolay kolay unutamayacagim biliyorum.... Ama ben artik senin ne mal oldugunu da biliyorum..... Ne MAL oldugunu da biliyorum...

31 Mart 2010

Sigaramin ucunda yanar hasretin...




















"
Sabahlar uzak bu sevda tuzak bana
Çok zaman geçti sabrım yok yarınlara
Kaçıncı hasret kaçıncı yalnızlığım sigaramın ucunda
Şimdi yanımda, yanımda olacaktın
Bıraktın beni sevda yokuşlarında
Kuşlar uçurdum, akşamdan sabahlara
Sigaramın ucunda yanar hasretin
Vurur canevimden ellerime kelepçeler vurur
Gel vefasız, gel vicdansız
Çağırmazdım acil olmasa
Gel insafsız ah kitapsız
Yanıyorum arzularınla
Aynalarda gözyaşım var
Ağladıkça yangın çıkar gözyaşlarımdan
Gerçekten inanıp sevseydin beni
Böyle sabahları bekler miydim hiç
Çoktan yanımda olurdun çoktan
Gece üç beş nöbetlerine dikmezdin beni
Sensiz kaldığım ilk günden beri
İçimde bir umut vuslata dair
Akşamları imzaladım gözyaşlarımla
Seni aramıyor seni sormuyorsam
Bu senden vazgeçtim demek değildir
Bir daha böyle sevecek olsam bir kalemde silerdim seni
Gel vefasız, gel vicdansız
Çağırmazdım acil olmasa
Gel insafsız ah kitapsız
Yanıyorum arzularınla
Aynalarda gözyaşım var
Ağladıkça yangın çıkar gözyaşlarımdan
Aynalarda hatıralar
Dayanamam firar eder aklım başımdan"
Kayahan
Sabah sabah tesadüfen duydum... yillar önce dinlemi$tim en son.
Bir sigara da yaktim dinlerken...

30 Mart 2010

"San ki...." by Beyrut Fatoş Yıldırım

San ki, hiç yokluğunu yaşamamışım, hep varmışsın...

San ki, kadehler devrilmemiş ard arda ve zihnimin en aydın saatlerinde karşımda durmuşsun, o içten tebessümünle ısınıyor odamız...

San ki, hiç nefret etmemişim, öfkelenmemişim, "asla" dememişim ve kalbim çırpınıyor seni için öylece...

San ki, hiç gitmemişsin, her öpüşünde yeniden doğuyor bahar, tenim tenini seviyor, ellerin ellerimi buluyor, yüreğim yüreğinde yanıyor...

San ki, yeniden karşılaşmışız, yeniden tanışmışız, yeniden sevişmişiz...

San ki, yeniden ruhumu gözlerinde aramışım, sigaramı yakarken ruhumuda yakmışsın, en güzel acım olmuş ve yaşarmış gözlerim...

Öyle sanıyorum ki, ölmeyeyim..

Ne sandın? Ben gerçekten sevmiştim...


* " ÇÖLÜN İKİLEMİ (<- daha fazlasi icin tiklayin)

Söylenecek sözlerimiz olduğu sürece hayatın ve askin pesinde.. " olan dahiane ki$ilik Beyrut Fato$ Yildirim alias Gerilla ´nin kaleminden cikan dizelere hastayim ve payla$mak istedim... Begeninize tekrar yeni yeniden sunulur :)

* Fato$um "sana" seviyorum kuzum- tekrar te$ekkürler ;)

29 Mart 2010

Gam-zedeyim... kelimenin tam anlamiyla..

Klasik cümledir ya bu: Hayat ne karadir ne de ak... bazen gülersin, bazen aglarsin.. gün gelir aglarken güldügün olur.. gülerken de agladigin..

Gri anasini satayim..

Yer, gök, insanlar, binalar... hepsi beton kivaminda. Gülerken agliyor, aglarken gülüyorum.. hem kendi halime, hemde dünyanin haline..

25 Mart 2010

Ben..

$u an denize bakabilmeyi istiyorum... Yalniz.. harbiden yapayalniz.. sadece deniz ve ben..
Bir de raki istiyorum... Mümkünse tabii...

15 Mart 2010

Manasizliklar beni buluyor bazen...

Susarim ben susmasina da.. insanlarin kendimi unuttugum anlarda yüzümde okuduklarina engel olamiyorum.

Kutusunu simski kapatip, üstüne kilitler vurup, beynimin en ücra ve karanliktan daha karanlik kö$elerine sakladiklarim var benim, herkes gibi..

Manasizliklarda kayboluyorum bazen...

12 Mart 2010

"A$k köpekliktir" yazar: Ahmet Ümit

Kütüphaneden bir kac ingilizce kitap aldigimda yanindan geciyordum... Carpiciydi kitap kapaginin üstünde nal gibi "A$k köpekliktir" yazisi. Yazari tanimiyorum. Daha önce hic okumadim duymadim da...
"Hakli" diye dü$ündüm. Icerigine, kimin nesi kimin fesi diye bakmadan aliverdim kitabi öylesine. Bir cümleyle tavladi beni yani :)

Icerigine gelince: Bence teknik olarak bazi hikayeler cok zayif bir $ekilde kagida dökülmü$. Neredeyse her kitap/roman kurgudan ibarettir, ama ya$anmi$lik hissi yaratabiliyor cogu. Malesef bu kisa hikayelerde öyle bir hisse kapilamadim. Müstehcenlikten de ho$lanmadigimdan cok iyi bulmadim kitabi yani. Belki de yazarin hedefledigi bir takim $eyler vardi ama benim beynim algilayamadi, bilmiyorum. Kanimca polisiyeye ya da maceraya daha yatkin bir stili var. Eminim yazarin cok daha iyi kitaplari vardir.

Gelelim fasulyelerin faydalarina... Hepsi az ya da cok iyi güzel ho$´ta en son hikaye (kitap a$k tanimlamalarindan ve o tanimlamalarla ilgili kisa hikayelerden olu$makta) "A$k köpekliktir" hikayesinin icinde gecen basit bir soru ve bir cümle bu sabah bana duvarda asili duran buketleri ve bir defterin arasinda sakladigim kurumu$ gülleri attirabildi bana...

"A$ik olsa gider miydi?"
Bunu bana kimse sormami$ti o zor günlerimde, hatta zoru atlattigim günlerde de.. kimseyle zaten dogru düzgün payla$amami$tim icimdekileri... bölük pörcük anca.

"A$ik olsa birakir gider miydi? Gercekten sevse gidebilir miydi hic? Sen birakamami$tin degil mi? Gidememi$tin...Sen iyiydin..."
Buna benzer bin tane $ey ve o asil soru dolandi durdu beynimde, sabaha kadar... Hakli... a$ik olan gitmez. Ki$iye göre degi$ir belki ama - "O" gitmezdi - biliyorum ve ironiye bak sen hele, aslinda iyi bile bulmadigim bir kitabin sayesinde, anladim ki "A$kin iyilikle ilgisi yoktur".

Ellerim titredi duvardan indirirken, bir torbanin icine "kirilmasinlar diye" itinayla yerle$tirirken, kurumu$ gülleri... bu da ironinin (tövbe) peygamberiydi..
Defterin arasindan ayiklarken "ilk" hediye verilen ve güya alti yil sonra iade etmem gereken kurumu$ gülü, aklimda cümle parcalari alabora oldu. Canlandi gözümün önünde taktim edili$i, cümleler.. sesler..görüntüler, renkler.

"Ben bu kadar kör müydüm?! Bu denli nasil baglanabildim?!"

Allahtan babam kalkmi$ti ve atmasi icin, ba$im öne egik bir $ekilde, rica edebildim. Yüzüne bakamadim. "Atamam" korkusu cikagelmi$ti aniden. "Ne bunlar?" diye sormasi gereken benimle ilgili her$eyi merak eden babam, sormadi hicbir$ey. Sagolsun...

Bo$ duvara bakarken, "mesajlari da sil hadi" diye dü$ündüm..."$imdiden bahar temizligi olsun bari gönlünde, beyninde ve telefon belleginde..."
Dayanamadim ve o kötü günden sonra, neredeyse bir sene gecmesine ragmen, ilk defa mesajlari okudum... bu cok büyük bir hataydi. Okumadan silmeliydim bana göre ölü birinin mesajlarini.
Okudukca her yalanini ve her kelimesini, aptalligim, safligim, enayiligim tokat gibi indi sanki suratima.. Gururum incindi yeniden. Hic ama hic iyi bir fikir degildi okumak..

Hirslandim, sinirlendim satir satir kendime ve hirsimdan, kizginligimdan, asabiyetimden dolayi, bir yil sonra ilk defa agladim. Hatta hüngür, hüngür bir de bu sacma, abes konu yüzünden agladim.

Bu ilk adimi atabildigime bile $a$iyorum aslinda - kendi zayifligimin ve hatalarimin vermi$ oldugu utancla ba$a cikabilmem adina en azindan ilk kücük adimi atmi$im gibi geliyor $u an icin.. Gerisini getirecegim. Kendi karanligimla yüzle$mem lazim biraz daha. Kacarim yok.... Hickimsenin kacari yok...

2 Mart 2010

Shakespeare...

"
Insanlarin cogu kaybetmekten korktugu icin,
Sevmekten korkuyor.

Sevilmekten korkuyor,
Kendisini sevilmeye layik görmedigi icin.

Dü$ünmekten korkuyor,
Sorumluluk getirecegi icin.

Konu$maktan korkuyor,
Ele$tirilmekten korktugu icin.

Duygularini ifade etmekten korkuyor,
Reddedilmekten korktugu icin.

Ya$lanmaktan korkuyor,
Gencliginin kiymetini bilmedigi icin.

Unutulmaktan korkuyor,
Dünyaya iyi bir$ey vermedigi icin.

Ve ölmekten korkuyor,
Aslinda ya$amayi bilmedigi icin."




"
Yagmuru sevdigini söylüyorsun, ama yaginca $emsiyeni aciyorsun.
Güne$i sevdigini söylüyorsun, ama acinca gölgeye kaciyorsun.
Rüzgâri sevdigini söylüyorsun, ama esince pencereni kapatiyorsun.
I$te bundan korkuyorum, cünkü beni de sevdigini söylüyorsun.."


William Shakespeare


28 Şubat 2010

Rüyalar gercek olsa..


Gökten kemik yagabilirdi...


Ya da altin..


Ooooof of...


Londranin yollari cukur cukur...yagmurda pacalariniz islanir..

Cok güzel bir $ehir efenim.. gidip gezmeye deger.. lakin keseniz dolu olsun. Emin olun geri dönü$te bo$ olacak.
Yalniz acayip paranoyak bir yapilari var ingilizlerin.. her yerde kamera.. "Tube" dedikleri, metrolarin icin de dahi gizli kamera ve muhakkak bir sivil polis var. "Yava$ (!)" kullaniyor diye arkada$imizi durdurdular efenim gecenin bir yarisi.

Londra´da araba kullanmak mesele, park yeri bulmak ölüme benziyor. O yüzden cogunluk metroyu tercih ediyor. Cok kolay ve basit bir sistemle i$liyor - gayet hizli ve cok kolay bir $ekilde $ehrin bir ucundan öbür ucuna variyorsunuz. Lakin saat 5 gibi metronun di$inda hareket edemiyorsunuz. Inanin sokaklar tiklim tiki$.. I$ ciki$i saatlerinde insan trafigi müthi$..

Halk cok nazik ve yardimsever gibi geldi bana. Önünüzü uzaktan kestiklerinde dahi özür diliyorlar :) Bu nezaketi hic bir ülkede görmedim.

Onun di$inda, ilk iki gün yagmur cabasiydi ve fakat ama ücüncü gün güne$ ciktiginda $ehrin ve Thames nehrinin güzelligi iyi ki gelmi$im dedirtti :)
En büyük problem "yemek" ti.. bulmasi dert, fiyatlar ucuk. "Özer" restaurant da ak$am yemegimizi yedik. Cok temiz, cok güzel ve cok lezzetli bulduk orasini (ödedigine gani gani degiyor en azindan). Sonra dan ögrendigimize göre cok ta me$hurmu$ :) Londraya gidecek olursaniz muhakkak bir duraginiz da "Özer" olsun (Oxford street de kime sorarsaniz yardimci olacaktir).


Bu kadar reklam yeter :) Gidin kendiniz görün canim..